logo

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 08-28-2014
Saat: 14:10

SesliVatan.NeT Sesli Sohbet Sesli Chat

Görüntülü Sohbet ve Kameralı Chat Sitesi
Site Map Contacts anasayfa
yazarYazar: admin | tarihTarih: 22 Kasım 2010 / 23:24

Seslivatan sesli sohbet ve görüntülü sohbet sitemiz yayın hayatına  başlamıştır. Seslivatan sizlere daha iyi hizmet verebilmek amacıyla yenilenmiştir. Seslivatan sizlere iyi sohbet ler diler.

yazarYazar: sistem | tarihTarih: 27 Ağustos 2014 / 1:28

Annelerin şu cümlesi cinsellikten soğutuyor Muhafazakar toplumlarda kadınların yaşadığı en büyük sorunlardan biri de kadınların cinsel kimlikleriyle küs olarak yetiştirilmesi. Çocukluktan itibaren çeşitli duygusal bastırmalarla yetişen kız çocukları evliliklerinde “helKadın doğum uzmanı, Hipnoterapist ve Cinsel Terapist Ayşe Duman yaratılıştan gelen bu doğal ihtiyaçları baskılamanın negatif hipnozlardan dolayı olduğunun altını çiziyor. Özellikle kız çocuklarının anneleri tarafından erkekler için olumsuz cümleleri duyarak büyümesi cinsel yaşamını olumsuz etkiliyor.al” daire içerisinde olan cinselliği kaçınılması gereken bir şey olarak görmeye başlıyor.çoğu kadın ise eşim bana bulaşmasın diyor Duman, kadınların bu ön kabullerle kendinden, cinsellikten ve eşinden koptuğunu hatta “Eşim bana bulaşmasın da dışarıda ne yaparsa yapsın” diyecek hale geldiğini vurguluyor.
Duman, kadınların bu yargılarından kurtulmaları için bunun bir ihtiyaç olduğunun bilincine varılmasının altını çizerek Kur’an-ı Kerim’de “Birbirinizde rahatlayasınız diye eşler yarattım” ayetini hatırlatıyor.bazı kadınlar ise erkekler kötüdür telkinide kadını cinsellikten soğutuyor Son zamanlarda en çok dikkat çeken vajinismus hastalığının altındaki yanlış yargıları ise Duman şöyle anlatıyor: “Kızını kötü niyetli erkeklerden korumak isteyen bir annenin ‘erkekler kötüdür’ telkini bilinçaltında kaydolur. Anne, bu telkini belki buluğ çağındaki kızını kötü emellerden uzak tutmak için söylemiştir. Oysa anneden gelen hipnozu kaydeden bilinçaltı, genç kız evlenme çağına geldiğinde açığa çıkacak, onu kötü niyetli olarak kodlanmış tüm erkeklerden korumaya çalışacaktır. Ne yazık ki genç kızın eşi de bir erkektir ve bilinçaltı onu eşinden de korumak için türlü rahatsızlıklar ve ağrılar üretecektir. Her ne kadar zor sanılsa da, bu kısır döngüyü kırmak oldukça kolaydır.” diyerek Duman bu sorunun çözümünü ise şöyle anlatıyor: Yaradılış programındaki doğru bilgiye ulaşmak, zihni ve bedeni kirli bilgilerden ve negatif hipnozlardan silerek tanımak, fark etmek, kabul etmek, koşullanmalardan arınarak yaşam sorumluluğumuzu elimize almak, yaradılışımızla, cinsel kimliğimizle ve cinselliğimizle barışmak bahsettiğimiz tüm problemleri ortadan kaldırmaya yetecektir.

yazarYazar: sistem | tarihTarih: 25 Ağustos 2014 / 20:44

Kumburgaz Kamiloba sahilinden denize açıldıktan sonra kaybolan 5 gencin kullandığı sanılan deniz bisikletinin parçaları, Balıkesir’in Erdek İlçesi İlhanlar Köyü sahilinde bulundu.
Kumburgaz Kamiloba sahilinden denize açıldıktan sonra kaybolan 5 gencin kullandığı sanılan deniz bisikletinin parçaları, Balıkesir’in Erdek İlçesi İlhanlar Köyü sahilinde bulundu.
Yaşları 25 ile 30 arasında değişen Mikail Çelik, Serdar Demir, Doğan Demir, Şükrü Kahraman ve Yusuf Büyükizgi 17 Ağustos pazar günü tatil için geldikleri Kamiloba sahilinden deniz bisikleti kiraladıktan sonra denize açıldı.
Kendilerinden bir daha haber alınamayan gençlerin bulunması için arama çalışmaları sürerken, önceki gün Marmara Adası yakınlarındaki Gündoğdu Köyü sahilinde bulunan cesedin DNA testi sonucu kayıp 5 gençten Serdar Demir’e ait olduğunun ortaya çıktı. Erdek sahilinde arama çalışmalarını sürdüren Bursa AKUT ekibi, İlhanlar köyü sahilinde gençlerin kullandığı sanılan deniz bisikletine ait parçalar buldu.
Ceset ve deniz bisikleti parçalarının bulunması üzerine kayıp gençleri arama çalışmaları Marmara Adası ve Erdek sahillerinde yoğunlaştırıldı. Bölgede halen Sivil Savunma, AKUT, Sahil güvenlik, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ve Tekirdağ’dan gelen Sualtı Polisi arama çalışmalarını sürdürüyor. – Erdekbalıkesir

yazarYazar: sistem | tarihTarih: 13 Ağustos 2014 / 14:08

Yeşili, yaylaları, köyleri, sıradışı yaşam biçimleri, kültürü, coğrafyası, insanları hep merak edilen Karadeniz’de, bu coğrafyanın bilinmeyenleri turizmle birlikte yavaş yavaş gün yüzüne çıkıyor. Bunda elbette turizmin yanı sıra her yaz Karadeniz’de yapılan festivallerin de katkısı var.

Ancak her festival kendini duyurma şansına sahip olmadığı için festivallerin bir kısmı lokal olarak kalırken bazı festivallerin etkisi yıllardır sürebiliyor. Özellikle Gola Kültür Sanat ve Ekoloji Derneği (GolaDer) tarafından 8 yıldır düzenlenen ve bu sene de 9’uncusu yapılacak ‘Yeşil Yayla Festivali’ni tüm festivallerin içinde ayrı bir yere kaydetmek gerekiyor.

Gola, her yıl yurtiçinden ve yurtdışından katılımcılarla, ulusal ve uluslararası basın tarafından da takip edilen Yeşil Yayla Kültür, Sanat ve Çevre Festivali’ni düzenliyor. Festivalle ekolojik ve kültürel değerlerin yanı sıra yerel ekonomi ve yöresel üretime de katkı sağlanması amaçlanıyor.

Doğu Karadeniz Bölgesi dünyanın en zengin eko-sistemlerinden biri. Ancak son yıllarda doğal çevre ile beraber; müzik, el sanatları, dil, mimari gibi yerel kültürel değerler de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Yeşil Yayla Festivali tüm bu sorunlara ulusal ve uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmek ve duyarlılığını arttırmaya yönelik bir çaba aslında.
Laz müziği üzerine yaptığı derlemeler ve albümleriyle bilinen Birol Topaloğlu, San Francisco Dünya Müzik Festivali yönetmenlerinden Kutay Derin Kugay ve S. Refika Kadıoğlu’nun girişimiyle başlatılan bu tohum yeşertme çabası yıllardır gönül veren yüzlerce insanın katkısıyla büyüdü ve bugünlere geldi.

Festival bugüne kadar Doğu Karadeniz’in en güzel köylerinde, köylülerin de katılımıyla büyük bir şenlik havasında gerçekleşti. Bazen bir köy evinin bahçesinde bazen bir yaylada, bazen dere kenarında ama hep hayatın içinde geçen bu festivale gelenlerin kalbi Karadeniz’de kaldı. Yaylacılık yaşamının artık eskisi gibi olmayışıyla coğrafyasından kopmak zorunda kalmış on binlerce Doğu Karadenizlinin bıraktığı kültürel mirasın izlerini sürmek, bunu yaparken coğrafyada yaşayan kadim halkların yaşam biçimlerine ışık tutmak, bir nevi onların yaşam çabasını anlamlandırmak, kültürel, ekolojik ve tarımsal mirasın sürdürülebilmesine katkıda bulunmak, tüm bunları yaparken de özellikle müzik kültürünün bu coğrafyanın başat unsurlarından biri olduğunu hatırlatmak bu festivalin ‘motto’su haline geldi.

 

 

yazarYazar: sistem | tarihTarih: 11 Ağustos 2014 / 6:31

Nature dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmaya göre okyonuslarda biriken civa oranı sanayi devriminden bu yana tam 3 kat arttı. Bu artışın nedeniyse insanoğlunun dünyayı hızla kirletmesi.

Madencilik, kömürle çalışan termik santraller ve denize bırakılan kanalizasyon, okyanuslardaki civa oranın hızla artmasına yol açıyor. Okyanuslarda giderek biriken civa, hem insan hem de deniz canlıları için büyük bir tehdit oluşturuyor.

Üstelik civa deniz ve su yoluyla dünya geneline de yayılıyor. Sanayinin olmadığı bölgeler bile bu nedenle kirlilikten etkileniyor.
Kuzey kutbu da bu yerlerden biri. Son veriler kutup ayılarının vücutlarında bile yüksek seviyede ağır metal biriktiğini gösteriyor.

Biliminsanları, civa salımının önüne geçilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Kömürle çalışan santrallere kimyasal filitreler takılması ve kanalizasyonun arındırıldıktan sonra denizlere bırakılması gerektiğinin altı çiziliyor.

yazarYazar: sistem | tarihTarih: 9 Ağustos 2014 / 5:16

 Yolcu otobüsü, otomobil ve tırın karıştığı zincirleme trafik kazasında 2 kişi öldü, 9 kişi yaralandı.Boluda meydana gelen zincirleme trafik kazasında,2 kişi öldü,6 kişi yaralandı.Alınan bilgiye göre, Karabükten Gerede istikametine seyreden Nugzar Sharashidez kontrolündeki PZ 089 yabancı plakalı tır, (TEM) Otoyolu Gerede bağlantı yolunda önünde seyreden Semih Alayın kullandığı( 06 AZ 647) plakalı otomobile, Erkan Demir idaresindeki 36 Turgutreis 010 plakalı yolcu otobüsü de tıra çarptı.Kazada, yolcu otobüsünde bulunan Nizam Gündüz ile otomobilde bulunan Abdullah Alay, olay yerinde hayatını kaybetti. İlk belirlemelere göre, otomobil sürücüsü Semih Alay ile otobüsteki 8 yolcu yaralandı.Yaralılar, 112 Acil Servis ekipleri tarafından Gerede ve Boludaki çeşitli hastanelere kaldırıldı. Otobüste bulunan diğer yolcular ise polis minibüsüyle Gerede İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.Kaza nedeniyle ulaşıma kapanan yolun açılması için polis ve Karayolu ekipleri çalışmaları sürdürüyor.Otobüs şoförü Erkan Demir, AA muhabirine, tırın aşırı hızlı olduğunu iddia ederek, Gerede bağlantı yoluna yaklaştığım sırada 90 ile seyrederken tır beni solladı. Daha sonra önünde seyreden otomobile çarptı. Çarpmanın etkisiyle tırın dorsesi yolu kapattı. Dorseye çarpmamak için yoğun çaba sarf ettim ama otobüsü kurtaramadığını söyledi.Karstan İstanbula gittiklerini söyleyen otobüs yolcuları ise çarpmanın şiddetiyle uyandıklarını ve otobüste bulunan bir kişinin öldüğünü öğrendiklerini ifade ettı.allahım ölenin ailesine başsağlığı yaralılarada acil şifalar dilerim..

 

yazarYazar: sistem | tarihTarih: 7 Ağustos 2014 / 5:39

Uzun zamandır merak ettiğim bir konudur. Neden üşüdüğümüzde, kasıldığımızda, korktuğumuzda tüyler diken diken olur ? Araştırdım, sizlerle de paylaşmak istedim..
Bazen bir buz parçası, bazen bir örümcekle yüz yüze gelmek, bazen ensemize kondurulan tatlı bir öpücük ..
Tüylerimizin diken diken olmasına neden olabilir. Bunun bilimsel olarak açıklaması şudur ;
Derimizdeki her bir tüy incecik bir kasa bağlıdır.
Korktuğumuz ya da üşüdüğümüz zamanlarda bu kaslar büzülür, dolayısıyla tüylerimiz de dikleşir.
Binlercesi bir araya geldiğinde ise tüylermiz diken diken bir görünüm alır.
Fakat bu durumun vücudumuz için pek bir yararı yok.
Dikleşen tüyler daha çok üşümemize neden olur.

yazarYazar: sistem | tarihTarih: 5 Ağustos 2014 / 15:04

çok fazla insanın bir arada bulunduğu ve mikropların da fazla bulunduğu havuzlara ve denize kontakt lensle girmek körlüğe kadar giden sağlık sorunları ortaya çıkarabiliyor. Hatta banyo yapmak dahi tehlike oluşturuyor.

Bu konuda kendisine danışılan Doç. Dr. Küçükerdönmez, kontakt lense bağlı gelişen rahatsızlıklarla ilgili açıklamalarda bulundu.

Kontakt lensin yapısının bozulması veya göz üzerinde oluşturduğu değişikliklere bağlı komplikasyonların en sık görülen sorunlar olduğunu dile getiren Küçükerdönmez, şunları söyledi:

“Kontakt lensler gözümüzde bazı değişikliklere yol açar, özellikle de gözyaşında. Vücuda yabancı bir madde olan kontakt lens, bağışıklık sistemini harekete geçirir. Kirpik dibi hastalığı, kişinin kontakt lensi kötü kullanımı, kontakt lens materyalinin gözle uyum sağlamaması veya kontakt lensin kendi parametrelerinin uyumsuz olması gibi sebepler bu türlü komplikasyonların çıkmasına yol açabilir.”

Korneanın iltihaplanmasında kontakt lenslerin risk faktörü oluşturabileceğine işaret eden Küçükerdönmez, bu vakaların yüzde 19-42′sinin kontakt lens kullanımıyla ilişkili olduğunu anlattı.

 

 

 

 

yazarYazar: sistem | tarihTarih: 4 Ağustos 2014 / 4:33

Saç bakımı kozmetik ürünlerden,hava kirliliğinden,stresten veya bakımsızlıktan. yıpranan saçların kendsgelmasi için doğal ve bitkisel karışımların saçlara sürülmesi ile yapılan bir tür bakımdır.Genellikle evde yapılan bu saç bakımları hiçbir zararlı bileşen içermedklerii gibi saçlarıda besler ve güçlendirir.Evde yapabileceğiniz bazı maskeler ve saç bakım önerilerini sizler için hazırladık,Evde Saç Bakımı Bakımı Nasıl Yapılıraçların çok daha doğal ve hacimli görünmesi için bazı yöntemler vardır.Üstelik bu yöntemler evde hazırlanabiliyor.Evde yapacağınız saç maskesi arasında zeytinyağı maskesi bulunuyor.Zeytin Yağı Saç Maskesi:2 yumurta,bone,5 yemek kaşığı zeytinyağı,Yumurta ile zeytinyağ birlikte çırpılarak hazırlanan bu maske,bone yardımı ile saçlara iyice sarılır.15 dakika sonra ise saçlar yıkanır.Bu saç bakımını haftada 1 kez yapabilirsiniz.Ballı Zeytin Yağı Maskesi:2 yemek kaşığı bal,3 yemek kaşığı zeytinyağı,Zeytinyağı ve bal bir tas içerisinde 5 dakika karıştırılır.Bu karışım saça sürüldükten sonra bone ile örtülüyor. İşlemin üzerinden 15 dakika geçtikten sonra da saçlar yıkanır.haftada 1 gün uygulamanızda fayda var.Saç Temizliği ve Parlak Görünmesi İçin Bakımaç temizliği ve parlak görünüm içinde 1 fincan sirke yada taze liman suyu yeterli oluyor.Bu işlemde önce saçlar iyice yıkanır.Sonrasında sirke yada limon suyu saçlara uygulanır ve masaj yaparak saç köklerine iyice yedirilir. İşlemin tamamlanmasından sonrada saçlar yıkanır.2haftada bir uygulanması,etkili sonuç veriyor.Kırılgan,dökülen ve kepekli saçlar içinde çemen tohumu uygulaması yapılır.Önceden çekilmiş bu tohumların,işlem yapılmadan bir gece önce suda bekletilmesi gerekiyor.Bu beklemenin ardıdan oluşan macun,masajla saçlara iyice yedirilir.10 ile 15 dakika bekledikten sonra da saçlar yıkanır.Parlak görünümlü ve yumuşak saçlar içinse 1 yemek karışımı şifalıbot ile çeyrek fincan elma sirkesi yeterli oluyo Şifalı otlar saçların tipine göre seçilir.

yazarYazar: sistem | tarihTarih: 28 Temmuz 2014 / 4:08

Şeker hastalığı özellikle kalıtsal olarak aktarılan bir hastalıktır. Kandaki glikoz (şeker) düzeyinin düzgün bir şekilde ayarlanamaması sonucunda ortaya çıkar. pankreas hormonlarından olan insülin mekanizmasının bozukluğu hastalığın oluşumunda etkilidir.
Şeker Hastalığı Kimlerde Görülür, Belirtileri Nelerdir?
Şeker hastalığı genellikle orta yaş üzerinde ve ailesinde şeker hastalığı olanlarda daha sık görülür. Fakat bazen çocuklarda ve gençlerde de görülmektedir. Şeker hastalığının en büyük belirtileri; aşırı su içme ve sık sık idrar yapmaya çıkma, acıkma hissi ve kilo kaybıdır. Şeker hastalığı başta böbrek ve göz olmak üzere çeşitli organlar üzerine etki eder.
Bunun neticesinde bu organlardaki sorunlara bağlı belirtiler görülebilir.

Şeker Hastalığı Öldürür mü, Tedavi Yolları Nelerdir?
Şeker hastalığının tedavisinde başlangıç aşamasında diyet programı ve ilaç tedavisi etili olurken şeker hastalığının ilerlemesi durumunda ise insülin tedavisi gerekmektedir. Şeker hastalığı tek başına öldürücü olmasa da hayatı olumsuz etkilemekte ve diğer organlara etki ederek çok daha büyük sorunlar ortaya çıkarmaktadır. Özellikle ailesinde şeker hastalığı olan bireyler düzenli olarak 35 yaşından sonra kan tahlili yaptırmalı ve beslenmeye dikkat etmelidir

yazarYazar: sistem | tarihTarih: 28 Temmuz 2014 / 4:07

Helianthus annus L. bitkisinin olgun meyveleridir. Ayçiçeği bitkisi, bir yıllık, otsu ve sarı çiçeklidir. Türkiye’de yağ elde etmek için yetiştirilir. Ayçiçeği meyveleri %35-50 sabit yağ taşır ve yağ çiçek yağı adıyla yemeklik olarak kullanılır. Çünkü yağ, doymamış yağ asitleri aşır. Bu bakımdan iyi bir gıdadır. Yine ayçiçeği ağrılı yerlere dışarıdan ovularak sürülür.
Drog ayrıca idrar arttırıcı, göğüs yumuşatıcı, müshil, bağırsak kurtlarını düşürücü ve besleyici olarak halk arasında revaçtadır
Ayrıca tohumlar papağan ve Florya kuşları için yem olarak kullanılır. Tohumlar nişasta ve protein taşıdığı için kuş ve tavukları besleyici özellik gösterirler.